Bitkisel Sağlık Ürünleri
                   

Ayakta Damar Tıkanıklığı

Ayakta Damar Tıkanıklığı Hakkında Genel Veri ler

 

Ayakta damar tıkanıklığı;damar cerrahisi doktorları hakkında merak ettikleriniz vede daha fazlası için aşağıda sizin için hazırladığımız yazımızı okuyabilirsiniz . . .

YÜZDEN FAZLA HASTALIK İÇİN HAZIRLANAN BİTKİSEL KÜRLERİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN . . . . .


Damar tıkanıklıkları insanlarda çok sık görülen 1 hastalık değilir .Damar tıkanıklıkları insanlarda çok sık görülen 1 hastalık olmasada ciddi durumlara sebep olabiliyor .Damar tıkanıklığı ile alakalı Umumi ollaraak bazı veri ler edinelim;

Damar tıkanıklığı 3′e ayrılır .Bunlar Atardamar tıkanıklığı , Kronik tıkanıklıklar vede Toplar damar tıkanıklıklarıdır .Atardamar tıkanıklıkları kendi içinde Akut yada Kronik tıkanıklıklar ollaraak sınıflandırılır .Akut damar tıkanıklığı bozuk organlarda sıklıkla bozuk kese kapakçıklarında meydana gelen pıhtıların kopup bölgedeki damarı tıkamasıdır .

Bu sebep den dolayı tıkanan bölgede dolaşım aksar .Daha sonrasında ise şiddetli ağrı morarma gibi emare ler ortaya çıkar .Bu halde n kurtulabilmenin yolu ise ameliyattır .Ameliyat süresi geciktirilirse dokularda ciddi hasarlar meydana gelir .Ameliyat sonrasında damar tıkanıklılığının sebep meydana geldiği araştırılmalıdır .Hastanın tedavisi bu sonuca göre Daimi ettirilmelidir .

Kronik tıkanıklıklar ise damar sertliği ollaraak bilinir .Bu hastalığın yan etkileri ise bacakta ağrı , uyuşukluk vede güçsüzlük gibi emare ler meydana gelir .Bu hastalıktan kurtulma yoluda by-pars adı verdiğimiz ameliyatı olmaktır .Toplar damar tıkanıklıkları ise uzun süreli ollaraak yatak istirahatı yapan insanlarda meydana gelir .Toplar damarların tıkanmasına DVT(Derin Ven Trombozu) adı verilir .DVT oluşturabilecek nedenler ise şunlardır;

Uzun süreli yolculuklar , Kanser yani kontrolsüz hücre büyümesi vede kanser yani kontrolsüz hücre büyümesi Tedavi(iyileştirme) si , Kan pıhtılaşma hastalıkları DVT’yi oluşturabilecek sebep lerdendir .DVT Tedavi(iyileştirme) si bazı özel ilaçlarla Tedavi(iyileştirme) edilir .Bu ilaçlar pıhtı çözücü vede stalize edici ilaçlardır .Uygulama yöntemi ise bacaklara basınç yapılarak uygulanır .

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Ana Ä°lim Dalı Öğretim Üyesi Prof . Dr . Yiğit Akçalı , bacak damarlarında ortaya çıkan pıhtının , akciğeri besleyen damarları tıkaması neticesi ani ölümlerin ortaya çıkabildiğini söyledi .

Akçalı , Anandolu Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada , bacak damarlarında meydana gelen tıkanmanın ani ölümlere sebep olduğunu , bu sebep le de hastalığın ''sessiz katil'' ollaraak adlandırıldığını kaydetti .

İnsanların doğum sırasında yada sonrasında , ameliyat sırasında yada sonrasında , özellikle yaşlı hastaların uzun süre hareketsiz kaldıklarında aniden öldüklerini anlatım eden Akçalı , şöyle Daimi etti: ''Halk arasında 'yazgımız böyleymiş' deniliyor , fakat bunun arkasında yatan sebep 'sessiz katil' dediğimiz bacak damar tıkanıklığıdır .

Hekimlerin koydukları 'kalp-akciğer durması neticesi ölüm' tanısının altında yatan da bu hastalıktır . Hastaların büyük çoğunluğunda bacak damarlarında ortaya çıkan pıhtı , akciğerleri besleyen damarı tıkar . Eğer pıhtı büyükse o vakit Rahatsızkiþi aniden şoka girer , kalp vede akciğeri durarak ölür .

'' Bacak damar tıkanıklığının kanser yani kontrolsüz hücre büyümesi hastalarında yaygın olduğunu , bu hastaların yakından izleme(takip) edilmesi gerektiğini kaydeden Akçalı , hastalığın doğum sırasında annede ortaya çıkma olasılığının da yüksek olduğunu bildirdi . Akçalı , batıda yılda her bin kişiden birinde bu hastalığa rastlandığını belirterek , hastalığın özel çoraplarla , aralıklı olarak bacaklara basınç uygulayan pompalarla vede kan sulandırıcı ilaçlarla Tedavi(iyileştirme) edilebildiğini anlattı . Çocuklarda bu hastalığa çok az rastlandığını dile getiren Akçalı , bazen damar içine sonda koydukları durumlarda ortaya çıkabildiğini anlattı .

Akçalı , özellikle Akdeniz Bölgesi'nde yaşayan Behçet hastalarında bu tür damar içi pıhtılaşmalarına çok sık rastladıklarını kaydederek , şunları kaydetti: ''Bacaklarda şişme ile emare veren bu hastalık , erken dönemde hastayı öldürebilir . Geç dönemde ise bacaktaki bu şişlik kalıcı olabilir vede hastayı adeta süründürebilir . Bacak gerginleşir , şişer , yaralar açılmaya başlar . Rahatsızkiþi birkaç adım atınca inanılmaz C°de yorulur . İşgücü kaybına sebep olur . Bazen akciğerdeki küçük pıhtılar solunumsal mesele ler de ortaya çıkarabilir . Sonuç ollaraak , sıradan 1 bacak şişmesi , hastayı ya erken dönemde öldüren yada geç dönemde sakat bırakan , süründüren 1 tablonun emare si meydana gelebilir .''

-OBEZİTE VE DAMAR TIKANIKLIĞI-

Prof . Dr . Yiğit Akçalı , birçok hastalıkta obezitenin önemli 1 mesele oluşturduğuna dikkat çekti .

Özellikle şişman hastalarda bacak damar tıkanıklığının çok daha sık karşılarına çıktığını anlatım eden Akçalı , şunları anlattı: ''Hastalara doğada düzenli yürüyüşler yapmalarını , solunum egzersizleri yapmalarını öneriyoruz , fakat toplum ollaraak doğru nefes alıp vermesini dahi bilmiyoruz . Oysa ki bu çok önemli 1 olaydır . Nefes alıp vermek kan damarlarındaki akışı rahatlatır . Çünkü , kalbin işi kolaydır; pompalar ve kanı çevreye dağıtır , amma bacaklardaki kanı yukarı doğru doğru pompalayan 1 sistem yoktur . Bu sistemi biz kendimiz yürüyerek yaratıyoruz . Yürüdüğümüzde baldır kaslarımız kasılıyor , nefes alıp vererek de bunu yönetiyoruz .''

Akçalı , çok çok nadir durumlarda cerrahi müdaheleye lüzum duyulduğuna işaret ederek , ''Toplardamarların boydan boya tıkandığı , buna yüzey damarlarının da eşlik ettiği durumlarda ayak kangrene gider . Bu tür durumlarda ameliyata alıyoruz . Aslında Tedavi(iyileştirme) etmekten çok önlem almak kolaydır'' dedi .

Hastalığın tanısının vede Tedavi(iyileştirme) sinin çok zor olmayan olduğunu belirten Akçalı , tanı aracı ollaraak hiçbir yan tesiri bulunmayan ultrason cihazı kullandıklarını söyledi

 

Damar açıcı bitkileri şu şekilde sıralayabiliriz ; Alıç bitkisi , adaçayı , karabaş otu , civan perçemi , ahududu , lavanta çiçeği vede aynı safa bitkileri damar dostu bitkilerdir .

Alıç bitkisi özellikle damarlardaki oluşmuş , duvarları yıkarak tansiyonunuzu düşürür . Kandaki yüksek yağ değerlerini olaðan e çevirerek damar ağrılarının önüne geçer . Kan dolaşımını hızlandırır . Damar sertliği mesele i yaşayanlar için bire 1 oluþan bu bitki ile damarlarınızı açabilirsiniz . Avantaj lı vede şifa verici 1 bitkidir .

Bir diğer bitkimiz adaçayı’dır . Alışkanlık haline gelmiş kara çay yerine adaçayını da günlük yaşamınıza katmanızı , trrejim .com ollaraak öneririz . İştahınızı açtığı gibi sindirim zorluğu çekmemenizi sağlar . Kanınızı temizler . Damarlarınızdaki kan dolaşımının hızlandırılmasında etkilidir . Ruh sağlığınızı dengeler . Huzur verir , sağlıklı pay tmenizi sağlar .

Karabaş otu ile kalbinizi güçlendirebilirsiniz . Damarlarımız yoluyla hayati organımıza kan dolaşımını sağlayan damarların gelişmesini sağlar . Eczama(egzama) yaralarının Tedavi(iyileştirme) sinde kullanılır . Mikrop öldürücüdür . Sinirsel mesele lerin önüne geçerek , sakinleştirici özelliği vardır .

Aynı safa bitkisi ile damarlarınızın genişlemesini sağlayarak kan dolaşımını rahatlatabilirsiniz . Damar genişletilme Tedavi(iyileştirme) sinde bitkisel formüllerde aynı safa bitkisi yer almaktadır . Bunun harici mide vede bağırsak rahatsızlarında da çok tesirli avantaj lı vede şifalı 1 bitkidir .
 
Bunun haricinde bal , fındık , limon , biberiye , karahindiba vede enginar gibi gıdalar i tüketerek damar sağlığınıza yardımcı meydana gelebilir siniz . Damar rahatsızlıkları ciddi mesele lerdir . Size en yakın sağlık kuruluşlarına giderek mütehassız ların kontrolünden geçmelisiniz . Başka hastalıkları tetikleyebilir , erken Tedavi(iyileştirme) ile bunları önleyebilirsiniz .

Damar tıkanıklığı bitkisel(doðal) tedevi bu bölümde damar tıkanıklığı rahatsızlığında kullanıla bilen vede sonuçları umut vaat edici oluþan bitkilerden söz edeceğiz .







Ginkgo Biloba

Ginkgo biloba antienflamatuar , antioksidan , vasküler sistem üzerine vede algı yeteneğini geliştirici etkilere sahiptir .Ayrıca periferik atardamar tıkanıklığı rahatsızlıklarına karşı kanıtlanmış 1 tesiri vardır .

Trombosit yığılmasını mani leyerek , koroner kan akışını artırarak , kan damarlarını genişleterek vede kan basıncını düşürerek etki eder vede kanıtlanmış 1 antioksidan(antikanser) etkiye sahiptir . Ayrıca yaşlılığa bağlı unutkanlığın semptomatik ollaraak düzelmesine yardımcı olduğu bilinmektedir .

Kan viskozitesini vede eritrosit yığılmasını azaltarak kan akışı gibi hemodinamik parametreleri iyileştirir . Genel kullanım alanları beyin fonksiyonlarının güçlenmesine , hafıza zayıflığı vede konsantrasyon bozukluğuna , baş dönmesi vede kulak çınlamasının önlenmesine yardımcı olmasıdır .



Üzüm Çekirdeği

Ginkgo biloba antienflamatuar , antioksidan , vasküler sistem üzerine vede algı yeteneğini geliştirici etkilere sahiptir .Ayrıca periferik atardamar tıkanıklığı rahatsızlıklarına karşı kanıtlanmış 1 tesiri vardır .

Trombosit yığılmasını mani leyerek , koroner kan akışını artırarak , kan damarlarını genişleterek vede kan basıncını düşürerek etki eder vede kanıtlanmış 1 antioksidan(antikanser) etkiye sahiptir . Ayrıca yaşlılığa bağlı unutkanlığın semptomatik ollaraak düzelmesine yardımcı olduğu bilinmektedir .

Kan viskozitesini vede eritrosit yığılmasını azaltarak kan akışı gibi hemodinamik parametreleri iyileştirir . Genel kullanım alanları beyin fonksiyonlarının güçlenmesine , hafıza zayıflığı vede konsantrasyon bozukluğuna , baş dönmesi vede kulak çınlamasının önlenmesine yardımcı olmasıdır .
 

Organlarımızın canlılığını vede fonksiyonlarını koruyabilmesi için onları besleyen kan akımının düzgün vede sürekli olması gereklidir .

Damar cerrahisi arter , ven yada lenf olsun bütün damarlarımızın tıbbi ve cerrahi hastalıklarıyla ilgilenen tıbbi bölümdür . Tıkanma vede darlıklarda , balon anjioplasti , stent uygulamaları , emboli tıkanmalarda , damar sertliğine bağlı tromboz oluşumlarında ameliyat ile tıkanıklıkların giderilmesi , anevrizma Tedavi(iyileştirme) sinde cerrahi vede endovasküler  greft uygulamaları , Varis(toplar damar geniþlemesi) ameliyatları , toplardamar tıkanmalarında pıhtılaşmayı önleyici ilaç uygulamaları , pıhtı eritici tedaviler damar cerrahisinin başlıca ilgilendiği konuları oluşturur .

Yaşlanma , Diabet(þeker hastalıðı) , toksik maddeler , (tütün kullanımı) hareketsizlik gibi unsurlar vede bazı damar dışı hastalıklar atardamarlarımızda daralmalar ve tıkanmalara sebep olur .

Arteri tıkanan organın tamamı yada beslenemeyen kısmı kangren olur vede fonksiyonlarını yitirir . Daha az sıklıkla gelişen VEN tıkanıklıklarında ise tıkanmanın yaygınlığına göre az yada çok fonksiyon bozuklukları ortaya çıkar .

 

Damar Hastalığı Nedir ?

Damar hastalığı , vücudumuzdaki atardamarlarda daralma , tıkanma yada balonlaşmaya sebep oluþan 1 hastalık grubudur . Tuttuğu damarlara göre 3 bölümde incelenir:

    Koroner damar hastalığı: Kalbi besleyen "koroner" atardamarlar tutulur . Bu damarlardaki daralma yada tıkanma kalp ağrısı (anjina) yada kalp krizine (enfarktüs) sebep meydana gelebilir .
    Beyin damar hastalığı (Serebrovasküler hastalık): Beyin vede beyinciği besleyen "Şah Damarı" vede diğer atardamarlar tutulur . Bu damarlardaki daralma yada tıkanma geçici yada kalıcı beyin felcine (inme) sebep meydana gelebilir .
    Periferik damar hastalığı: Kalp vede beyin dışındaki , kol , bacak , barsak , karaciğer vede böbrek gibi diğer doku vede organları besleyen atardamarlar tutulur . En sık tutulan bölge bacak damarları olduğundan "Periferik damar hastalığı" umumiyetle bu bölgedeki damar tıkanıklıklarını anlatım etmek için kullanılır . Bu damarlardaki daralma ya da tıkanma yürümekle bacak ağrısı (Klodikasyon) yada bacakta yara vede gangrene sebep meydana gelebilir .



Kalpteki koroner damar hastalıkları "kalp-damar hastalığı" ollaraak bilinir vede klasik "damar hastalığı" tanımından ayrı tutulur . Bu sebep le bu web sitesinde "damar hastalığı" terimi , vücudumuzda kalp dışındaki damarların (Beyin damarları vede periferik damarlar) daralma , tıkanma vede balonlaşmasını tanımlamak için kullanılacaktır .

Ateroskleroz nedir ?

Vücudumuzdaki damar tıkanıklıklarının %95 inden fazlasında olayın sebebi aterosklerozdur (damar sertliği) . Ateroskleroz , kolesterol denilen yağımsı 1 maddenin atardamar duvarında birikmesi vede bunun neticesi oluşan sert plakların vakit içinde damarı daraltması yada tamamen tıkamasıdır . Ateroskleroz aslında çocukluk yaşlarında başlayan , yavaş ve sinsi ollaraak ilerleyen 1 hastalıktır .

Hafif ateroskleroz damarlarda ciddi 1 daralmaya yol açmadığından genellikle emare vermez . Bu dönemde , kişi damarlarında biriken kolesterol plaklarından habersizdir . Ancak yaş ilerleyip ateroskleroz belli 1 seviyeye geldiğinde atardamarlarda oluşan ciddi daralma yada tıkanmalar damarların beslediği dokularda oksijen azalmasına (iskemi) neden olur .

Kollateral nedir ? Vücudumuzdaki atardamarların tıkanması bazı durumlarda iskemi yaratmayabilir . Bu halde ya o dokuyu besleyen başka damarlar bulunabilir yada vücudumuz o tıkanıklığın 2 ucunu birbirine bağlayan yeni damarlar oluşturmuştur . Kollateral adı verilen bu damarlar çok sayıda , küçük çaplı vede kıvrıntılıdır .
Sol femoral damar tıkanıklığı neticesi oluşan kollateraller
Bir Rahatsızkiþide , sol femoral damar tıkanıklığı neticesi oluşan kollateraller

Kollateraller umumiyetle istirahat halindeyken dokunun ihtiyacına yetecek kadar 1 kan akımı sağlayabilir , fakat yürüme , koşma gibi dokularımızın kan ihtiyacının arttığı durumlarda kafigelmeyecek kalırlar vede dokuda iskemi oluşumuna mani olamazlar .

Damar tıkanması ne yapar ? Damar tıkanması yavaş (kronik) yada ani (akut) meydana gelebilir .

a . Kronik tıkanma: Yavaş gelişen damar tıkanmalarında , vücudun kollateral damarları oluşturacak zamanı olduğundan iskemi umumiyetle çok şiddetli değildir . Yavaş tıkanma , kollateraller yeterliyse yada o dokuyu besleyen başka damarlar mevcutsa hiç emare vermeyebilir , yada sadece dokunun kan ihtiyacı artınca emare verebilir . Bu hadise örneğin kalp damarlarında olursa , istirahatte olmayan fakat yürüme vede koşma ile gelişen göğüs ağrısı (stabil anjina) yapabilir . Bacak damarlarında olursa yine istirahatle olmayan fakat yürüme yada koşma ile gelişen bacak ağrısına (klodikasyon) sebep meydana gelebilir . Ancak eğer dokuyu besleyen başka damar yoksa yada kollateraller kafigelmeyecek ise bu halde istirahatte bile ağrı oluşur . Kalpte anstabil anjina , bacakta ise kritik iskemi adı verilen bu Hal kan dolaşımının çok azaldığını vede doku ölümünün (kalpte ise enfarktüs bacakta ise gangren) yakın olduğunu gösterir .

b . Akut tıkanma: Bu tür ani tıkanmalarda , vücudun kollateral damarları geliştirecek zamanı olmadığından dokuda şiddetli 1 iskemi gelişir vede kısa sürede doku ölümü meydana gelir . Bu hadise umumiyetle kalpte enfarktüs , beyinde inme , bacakta ise gangrenle sonuçlanır . Akut tıkanma 2 mekanizmayla oluşabilir: Birincisinde , ateroskleroz sebebi yle daralmış oluþan atardamarlara günün birinde aniden 1 pıhtı oturabilir ve bu damarlar tamamen tıkanır . Oluşan bu pıhtıya trombüs adı verilir . İkincisinde ise , vücutta oluşan böyle 1 trombüsten kopan 1 parça daha uçtaki atardamarlardan 1 kiþiye gider vede o damarda tam tıkanmaya neden olur . Örneğin , şah damarındaki 1 pıhtı bu şekilde beyne kaçarak felce sebep meydana gelebilir yada kasık damarından kaynaklanan 1 pıhtı ayak damarını tıkayarak gangrene sebep meydana gelebilir . Bu şekilde kan damarları içinde seyahat ederek uzak noktadaki 1 damarda tıkanıklığa sebep oluþan pıhtıya embolus yada çoğul haliyle emboli denir .


Damar hastalığı kimlerde görülür ?

Damar hastalığı umumiyetle 50 yaşın üzerindeki bireylerde görülür vede sıklığı yaş ilerledikçe artar . Yaş dışında en önemli risk faktörleri genetik yatkınlık , şeker hastalığı (diabet) , sigara(tütün mamülleri) içme , kolesterol yüksekliği , tansiyon yüksekliği , böbrek kafigelmez liği vede aşırı kilo (obesite) ollaraak sıralanabilir .

Damar hastalığının diğer sebep leri nelerdir ?


Ateroskleroz dışında damar tıkanması yapan en önemli hastalıklar , Takayasu hastalığı gibi damar Enfeksiyon lanmaları (vaskülit) , fibromusküler displazi , Burger Hastalığı vede Raynaud hastalığı gibi daha çok nadir rastlanan durumlardır . Takayasu hastalığı daha çok 40 yaşın altındaki kadınlarda görülen , aorta vede ana dallarında damar duvarında düzgün kalınlaşma neticesi darlık vede tıkanıklıklar yapan 1 hastalıktır . En çok kol vede boyun damarları ile karında iç organ damarları tutulur . Fibromusküler displazi , yine 40 yaşın altında kadınlarda daha sık görülen , böbrek , şah damarı vede karındaki diğer bazı damarlarda tesbih dizisi şeklinde daralma vede genişlemeler yapan 1 hastalıktır . Böbrek damarlarındaki görünümü tanı koydurucudur . Buerger hastalığı ise daha çok 40 yaşın altında vede sigara(tütün mamülleri) içen erkeklerde görülen , el vede ayak damarlarında duvar kalınlaşması neticesi tıkanıklıklara sebep oluþan 1 hastalıktır . Hastalığı durdurmanın tek yolu sigara(tütün mamülleri)yı bırakmaktır . Bu hastalıklardan yeri gelince daha ayrıntılı ollaraak bahsedilecektir .


 

 Damar hastalığı denildiğinde , umumiyetle kalpteki koroner damar tıkanıklıkları vede bunun sonucu oluşan kalp krizi akla gelir . Vücudun diğer organlarının damarlarının da tıkanabileceği , yada bu damarlarda balonlaşma , fistül , malformasyon gibi başka mesele ler de olabileceği vede bunların neticesinde ciddi sağlık mesele lerinin gelişebileceği pek bilinmez . Oysa , kalp dışındaki damarlarda , özellikle bacak , böbrek , barsak , kol , karotis vede beyin damarlarında da daralma vede tıkanmalara sıkça rastlanmakta vede felç , böbrek kafigelmez liği , gangren vede hatta ölüm gibi ciddi sonuçlara yol açabilmektedir . Damar tıkanıklıkları yanında , bu damarlarda , anevrizma (balonlaşma) , fistül vede malformasyon gibi daha az malum , fakat kanama , felç vede hatta ölüme yol açabilen başka mesele ler de görülebilmektedir . Daha çok atardamarlarda görülen bu hastalıklardan başka , toplardamarlarda da tromboz , damar tıkanması , malformasyon , hemanjiom ve varis gibi pek çok mesele e rastlanabilmektedir . Genelde aþırı önemsenmeyen bu hastalıkların aslında yaşam kalitesini bozma yanında , bazen ciddi sağlık mesele leri oluşturabildiği vede hatta hayati tehlike yaratabildiği de pek bilinmemektedir .

Geçtiğimiz yüzyılda , son 15-20 yıl öncesine kadar , damar hastalıklarında neredeyse tek görüntüleme yöntemi anjiografi , tek uygulanan Tedavi(iyileştirme) yöntemi ise cerrahi operasyondu . Oysa , temelleri 1960-70 lerde atılan , ancak yaygın uygulanmaya 1990' lı vede 2000' li yıllarda başlanan , anjioplasti , stent , stent-greft , trombolitik Tedavi(iyileştirme) vede embolizasyon işlemleri ile , daha önce tek Tedavi(iyileştirme) si cerrahi oluþan birçok damar problemini bölgesel anestezi altında damar içinden Tedavi(iyileştirme) etmek mümkün hale gelmiştir . Aynı yıllarda , toplardamarlardaki tıkanıklıklar vede derin ven trombozu Tedavi(iyileştirme) sinde de anjioplasti , stent vede trombolitik Tedavi(iyileştirme) yaygın olarak kullanılmaya başlanmış , pulmoner emboliden korunmak amacıyla Vena Kava Filtresi kullanımı yaygınlaşmış vede son ollaraak da 2002 yılından beri kullanılan vede Varis(toplar damar geniþlemesi) Tedavi(iyileştirme) sinde çığır açan endovenöz lazer , radyofrekans vede skleroterapi gibi yöntemlerle endovasküler (damar içinden) Tedavi(iyileştirme) ler çok daha sık kullanılır hale gelmiştir .

Günümüzde , tüm dünyada , damar hastalıklarında endovasküler Tedavi(iyileştirme) uygulamaları hızla yaygınlaşırken cerrahi Tedavi(iyileştirme) yöntemleri göreceli olarak azalmaktadır . Gelişmiş batı ülkelerinde , endovasküler Tedavi(iyileştirme) , damar hastalıklarında ilk tercih edilmesi gereken yöntem ollaraak kabul edilmektedir . Bunun sebep leri endovasküler Tedavi(iyileştirme) nin bölgesel anestezi altında iğne deliklerinden yapılması , yara-kesi izinin olmaması , riskinin daha az olması vede hastanede kalış süresinin umumiyen 1 günü aşmaması , dolayısıyla hastanın olaðan yaşama dönme süresinin çok daha kısa olmasıdır .




DAMARLARIN HİSTOLOJİK YAPISI VE ÖZELLİKLERİ


Çok hücreli canlılarda oksijen , Gıda maddeleri vede hormonları dokulara , karbondioksit vede diğer metabolik artıkları da boşaltım sistemlerine taşımak için dolaşım sistemine gereksinim duyulur . Dolaşım sistemi 2 bölümden oluşur;
I . Kan damarları sistemi ,
II . Lenfatik damarlar sistemi
Kan damarları sistemi;
- Kalp: Kanı pompalamak için özelleşmiş 1 yapıdır .
- Arterler: Vücudun bütün bölümlerine besin , oksijen vede hormonları taşır . Kalpten uzaklaştıkça dallanır , dallandıkça da çapları küçülür .
- Kapillerler: Küçük , ince duvarlı damar ağıdır . Bu damarların duvarı , kan vede dokular arasında madde geçişine izin verir .
-Venler: Kalbe dönen damarlardır . Kalbe yaklaştıkça çapları artar .
Lenfatik damarlar; dokularda ucu kapalı tübüllerle başlar vede lenfatik kapillerlerin birleşmesiyle değişik çapta lenf damarları oluşur . En büyükleri kalbe yakın büyük venlere açılırlar . Böylece doku aralığındaki sıvı kan dolaşımına geri döner .
KAN DAMARLARI
Kapiller damarlar vede venüller dışındaki bütün kan damarları Umumi ollaraak üç katman dan oluşur .


Tunika intima (İç katman ): İçte endotel hücre dizisi , bunun altında bazal lamina vede gevşek 1 fibroelastik bağ dokusundan oluşan subendotelial katman dan meydana gelir .Subendotelial katman nın dış kısmında elastik fibrillerin yoğunlaşması ile membrana elastika interna meydana gelir . Bu yapı orta tip arterlerde bariz 1 şekilde görülür , fakat venler vede büyük tip arterlerde ayırt edilemez . Subendotelial katman da arasıra düz kas hücreleri de görülür . Bu katman da hem bağ dokusu fibrilleri hem de düz kas hücreleri Umumi ollaraak longitudinal düzenlenmiştir .
Tunika media (Orta katman ): Esas ollaraak sirküler düzenlenmiş düz kas hücrelerinden meydana gelir . Kas hücreleri arasında dağılmış farklı miktarlarda elastik vede kollajen fibriller ile proteoglikanlar bulunur . Ekstrasellüler matriks düz kas hücrelerince oluşturulur . Bu katman arterlerde iyi gelişmiştir . Elastik vede Müsküler arterler arasında media tabakasının içeriği farklılık gösterir . Kapiller vede postkapiller venüllerde bu katman yı perisitler oluşturur .
Tunika adventisya (Dış katman ): En dış katman dır . Daha çok uzunlamasına düzenlenmiş kollajen vede elastik fibrillerden oluşur . Özellikle venlerde bu katman da düz kas hücreleri de bulunur . Media katman sına yakınında elastik fibrillerin yoğunlaşması ile membrana elastika eksterna oluşur . Adventisya venlerin duvarlarında en bariz katman dır . Bu katman çevre bağ dokusu ile Daimi eder . Büyük damarlarda adventisya içinde ''vaza vazorum'' ollaraak adlandırılan küçük kan damarları bulunur . Vaza vazorumlar lümenden diffüzyonla beslenemeyecek kadar kalın oluþan adventisya vede media katman larını besler .
Arterlerde bu damarlar daha az sayıdadır vede sadece adventisya katman sında bulunur . Venlerde ise daha çok sayıdadır vede media katman sına da ulaşır . İntima ve medianın en iç tarafı damarsızdır vede kandan diffüzyonla beslenir . Lenfatik kapillerler; arterlerde sadece adventisyada bulunurlar , venler de ise media katman sına kadar girerler . Kan damarı duvarlarındaki düz kaslar myelinsiz sempatik sinir ağı (vazomotor sinirler) ile uyarılır . Bu sinirler norepinefrin içerirler . Norepinefrin salınımı damarlarda vazokonstriksiyona sebep olur . İskelet kasındaki arterler ayrıca kolinerjik vazodilatatör sinir desteği de alırlar . Bu efferent sinirler arterlerin media katman sına girmediğinden ,norepinefrinin media düz kas hücrelerini etkileyebilmesi için 1 kaç mikrometre diffüze olması gerekir . Mediadaki düz kas hücreleri arasındaki gap junctionlar , nörotransmitterlerin daha içteki kas hücrelerine taşınmasını sağlar . Venlerde sinir uçları hem adventisyada hem de mediada bulunur . Fakat total yoğunluk açısından arterler daha varlıklı dir .
ARTERLER
Kalbin pompaladığı kanı kapiller yatağa götüren damarlardır . Arterler kalpten uzaklaştıkça çapları azalarak Daimi eden dallanmalar yaparlar . Kalpten çıkan 2 ana arter vardır . Bunlar sağ ventrikülden çıkan truncus pulmonalis vede sol ventrikülden çıkan aortadır .Truncus pulmonalis kalpten çıktıktan hemen sonra sağ vede sol pulmoner arterlerine ayrılarak akciğerlerde dağılır . Aorta ise kalbin üst tarafından yukarı doğru çıkıp daha sonra sola doğru 1 kıvrım yaparak aşağı döner . Toraks vede abdomen boşluğundaki organlara dallar vererek pelviste abdominal aorta sağ vede sol arteria iliaca communislere ayrılır . Baş-boyun vede üst ekstremitelerin arterleri ise arcus aorta’dan çıkan truncus brachiocephalicus , sol arteria carotis communis vede sol arteria subclavia’dır . Bu arterlerin gittikçe dallanmaları ile büyük çaptan daha küçük çaplı damarlar (arterioller) oluşur vede bu dallanma damarın tek bir endotel hücreli katman (kapiller) olmasına kadar Daimi eder . Kapillerler , kardiyovasküler sistemin en küçük fonksiyonel elementidir . Bu şekilde dallanma gösteren arterler çaplarına göre dört gruba ayrılır .
Büyük tip arterler (elastik arterler , iletici arterler): Aorta , arteria pulmonalis ,arteria carotis communis , arteria subclavia vede arteria iliaca communis bu gruba girer . Bu arterlerin duvarları çaplarına göre daha incedir . Media katman sındaki elastik fibriller aþırı olduğu için canlı dokuda sarı renkte görülürler . Kalbin yakınındaki büyük iletici damarların sistol sırasında duvarlarındaki elastik fibrilleri uzar , diastolde ise bu fibriller geri çekilerek kan basıncını korurlar . Böylece elastik arterler , kalp vurumları aralıklı olmasına rağmen akımın devamlılığını sağlayan yardımcı 1 pompa ollaraak görev yaparlar . Bu damarlarda görülen katman lar;
Tunika intima: Bu katman Müsküler arterlerdekine göre daha kalındır . Aortada , total duvar kalınlığının yaklaşık % 20’sini intima katman sıoluşturur . Lümene bakan yüzü tek sıra yassı endotel hücre dizisi ile örtülüdür . Komşu endotel hücreleri birbirleriyle zonula okludens vede bazen de gap junctionlar ile bağlanmıştır .Subendotelial katman kalındır . Burada uzunlamasına yerleşim gösteren kollajen vede elastik fibriller ile düz kas hücreleri görülür . Kas hücreleri intimada bulunan çeşitli tip intersellular maddeleri üretirler . İntimanın periferik kısmında membrana elastika interna , media katman sındaki elastik liflerle karıştığı için ayırt edilemez .
Tunika media: Büyük damarlarda kalınlığı 500 mikrona (0 .5 mm) kadar ulaşır . Yeni doğanlarda 40 , yetişkinlerde 70 kadar
pencereli düzenlenmiş elastik membran içerir . Elastik membranlar arasında kollajen fibriller vede düz kas hücreleri de bulunur . Bu membranlar arasındaki düz kas hücreleri elastin , kollajen vede proteoglikanları üretir .
Tunika adventisya: Elastik arterlerde ince olup farklı yönlerde seyreden kollajen vede elastik fibriller içerir . Kollajen lifler damarın sistolde aşırı dilate olmasını mani ler . Bu katman da; fibroblastlar , düz kas hücreleri , diğer tip bağ dokusu hücreleri , damarlar (vaza vazorum) vede sinirler bulunur .Orta tip arterler (müsküler arterler , dağıtıcı arterler): Arteria brakialis , arteria femoralis , arteria radialis vede dalları bu grupta yer alır . Arteryal sistemdeki damarların çoğu orta tip arterdir . Bu tip amarlardaki histolojik katlar;
Tunika intima: Lümene bakan yüzünü tek sıra endotel hücre dizisi oluşturur . Endotel altında ince 1 subendotelial katman bulunur .Media katman sına yakın dış kısımda damar enine kesitlerinde kıvrıntılı 1 yapı ollaraak membrana elastika interna bariz şekilde görülür .
 Tunika media: Bu katman nın kalınlığı düz kas hücrelerinin ait esel şekilde oluşturduğu 3-4 katman dan 40 katman ya kadar
değişmektedir . Düz kas hücreleri arasında bu hücreler tarafından sentez vede salgılanan kollajen vede elastik fibriller görülür . Tunika adventisya: Müsküler arterlerde adventisya katman sı tunika media kadar yada daha kalın olabilir . Uzunlamasına düzenlenmiş elastik fibriller vede daha az miktarda da kollajen fibriller içerir . Müsküler arterlerin duvarındaki elastik fibrillerin çoğu adventisyada bulunur . Media katman sına yakın iç kısımda sınırları bariz olmaksızın çevre bağ dokusu ile Daimi eden membrana elastika eksterna gözlenir . Adventisyada ayrıca vazomotor sinirlerden oluşan 1 sinir ağı vede lenfatik damarlar da yer
alır .

Küçük arterler: Çapları daha küçük vede duvarı daha ince olmakla 1 arada orta tip duvar yapısına benzer özellikler gösterir .
Arteriol (prekapiller damar): Arterial sistemin çapı 30 ile 400 mikron arasında değişen en küçük terminal dalları arteriol ollaraak isimlendirilir . Bu tip damarlarda görülen katman lar aşağıda emare lmiştir .
Tunika intima: En küçük arteriollerde sadece endotel hücresi vede bazal membrandan bulunur . Daha büyük arteriollerde endotel hücre dizisi altında ince 1 bağ dokusu vede zorlukla belirlenebilen 1 membrana elastika interna gözlenir .
Tunika media: Bu tabaka , damarın büyüklüğüne göre değişen 2-6 sıra düz kas hücresinden oluşur . Düz kas hücreleri arteriol duvarını çepeçevre sarmadığında , bu damarlar artık metarteiol ollaraak isimlendirilir .Metarteriollerin başlangıç bölümünde düz kas hücre halkasından oluşan sfinkter yapısı (prekapiller sfinkter) kapillerlere girecek kan miktarını kontrol eder .
Tunika adventisya: İnce gevşek 1 bağ dokusudur . Media katman sı kadar kalın meydana gelebilir . Kollajen vede elastik
fibrillerden oluşur .Küçük tip arterlerin en uç kısımları vede arterioller (prekapiller damarlar) rezistans damarlar ollaraak bilinir . Bu damarlar kalpten atılan kanın periferde karşılaştığı en büyük direnç bölgesidir; periferik direncin oluşumunu vede kontrolünü sağlarlar .
ARTERİOVENÖZ ANASTOMOZLAR
Kan akımı arteriollerden venüllere kompleks 1 kapiller ağ içinden akar . Kapiller ağ ya doğrudan arteriollerden yada daha küçük metarteriollerden başlar . Kan kapiller ağ dışında arteriovenöz anastomozlarla kapiller yatağa uğramadan doğrudan arteriollerden venüllere geçiş gösterebilir . Arteriovenöz anastomozun arteriol ucu içerdiği çok miktardaki düz kas hücresine bağlı ollaraak kalın duvarlıdır . Bu kalın düz kas katman sının kasılması anastomoz lümenini kapatır vede kan kapiller yatağa yönelir . Bu tabaka gevşediğinde ise kan kapiller yatağa uğramadan venüllere geçer . Arteriovenöz anastomozlar deride belirli bölgelerde
(dudaklar , burun , kulak , el vede ayak parmağı gibi) yaygın ollaraak bulunur . Bunlar ısı regulasyonunda önemli rol oynarlar .
KAPİLLERLER
Arteriol vede venüllerin arasında çok sayıda dallanmalar vede anastomozlar ile 1 ağ yapısı oluşturan damarlardır . Toplam uzunluğu 96 .000 km kadar olduğu hesaplanmıştır . Vasati çapları 5-9 mikron kadardır . Metabolik aktivitesi aþırı oluþan dokular (akciğer ,
karaciğer , böbrek , müköz membranlar , bezler , iskelet - kalp kası , beyin korteksi) kapillerden varlıklı dir . Düz kaslar , tendon , sıkı bağ dokusu vede seröz membranlar gibi yapılar ise kapillerlerden fakirdir .
Kanın akış hızı aortada vasati 320 mm/sn iken , kapillerlerde 0 .3 mm/sn'dir . Kapiller sistem ırmakların aktığı vede boşaldığı 1 göle benzetilebilir . Kapiller sistemde kan akımının yavaş vede kapiller duvarın ince oluşu , kan ile doku arasındaki değişim için çok uygundur . Kapiller damarların duvarı içten dışa doğru; endotel , perisit vede ince 1 retiküler fibril ağından oluşur . Endotel hücreleri arasında fasiya okludens (devamlılık göstermeyen sıkı bağlantı) tipi bağlantılar görülmesine rağmen beyinde kapiller endotelleri arasında ise zonula okludens (devamlılık gösteren sıkı bağlantı) tipi bağlantılar bulunur . Perisitler modifiye düz kas hücreleri olup endotel hücrelerini kısmen kuşatır . Endotel hücrelerininyapısına vede bazal laminanın varlığına bağlı ollaraak kapillerler dört gruba ayrılır .
- Kati tisiz veya somatik kapillerler: Duvarında pencerelerin olmaması ilekarekterizedir . Bu tip kapillerler; kaslarda , bağ dokusunda , ekzokrin bezlerde vede sinir dokusunda bulunur . Bazal lamina kati tisiz ollaraak endoteli kuşatır . Komşu hücreler arasında zonula okludens tipi bağlantılar vardır .
- Pencereli veya visseral kapillerler: Endotel hücrelerinin sitoplazmalarında 60-80 mikron çapında ince 1 diaframla kapatılmış pencereler vardır . Endotel etrafında devamlı 1 bazal lamina bulunur . Bu tip kapillerler; böbrek , bağırsak vede endokrin bezler gibi kan ile doku arasında madde alış verişinin hızlı olduğu organlarda görülür .
- Pencereli diaframsız kapillerler: Böbrek glomeruler kapillerlerinde bulunan ,pencerelerinde diafram olmayan vede bazal laminası diğerlerine göre oldukça kalın oluþan kapillerlerdir .

-Sinuzoidal kapillerler: Çapları diğer kapillerlere göre daha büyüktür (30-40 mikron) . Seyri boyunca genişlemeler vede daralmalar gösterir . Endotel hücre sitoplazmasında çok sayıda diaframsız pencere vardır . Devamlı 1 bazal lamina yoktur . Endotel hücreleri aralıklı yerleşim gösterir . Duvarlarında perisit bulunmaz . Sinuzoidlerin en tipik örneği karaciğerde bulunur . Bunun dışında dalak , kemik iliği , adrenal korteks , adenohipofiz gibi endokrin bezlerde de gözlenir .
ARTERLERİN ELASTİK ÖZELLİKLERİ
Arterlerin media tabakası damarın elastik özelliğinden yetkilidir . Elastik özelliğin üç temel komponentini; elastik lameller - fibriller , kollajen lifler vede düz kaslar oluşturur .Küçük prearteriyolar damarlardaki düz kasların tesiri esas ollaraak elastik yada kollajen lifler üzerine olur . Elastik vede kollajen , media katman sında stres altında damarın davranışını belirler . Düşük basınçta stresin çoğu elastik lamellerde oluşur Kasın kontraksiyonu ile stres kollajen liflere aktarılır vede damar duvarı sertleşir . Kasın gevşemesiyle stres elastik lamellere aktarılır vede damar duvarının dilate olması sağlanır .
VENLER
Kan , kapiller ağdan başlayan venüller aracığı ile önce küçük çaplı venlere dökülür . Bu venler ise daha büyük çaplı venleri oluşturduktan sonra vena cava inferior vede vena cava superioru oluşturarak kalbin sağ atriumuna dökülürler . Venler , duvarları ince olduğu için basitce gerilir vede daha fazla kan tutarlar . Bu yüzden kapasitans damarlar (kan yüklenim damarları , ven yatağı) ollaraak bilinirler . Bu özellikleri intravasküler basıncı artırmasını mani ler . Kapasitans damarlardan kalbe dönen kan miktarı , ön yükü belirleyen önemli 1 faktördür .Ven duvarlarında karşılıklı intimal kıvrımlardan oluşan ven kapakçıkları bulunur .
Kapakçıklar; iki yüzü endotel ile örtülü , orta bölümü ise elastik fibrillerden varlıklı subendotelial katman dan oluşur . Kapaklar özellikle alt ekstremitedeki venlerde çok sayıda A B bulunur . Merkezi sinir sistemi vede visseral organ venleri ile büyük venlerde kapak bulunmaz . Venlerde arterler gibi çaplarına göre dört gruba ayrılır .
Venüller: Başlıca üç tip venül vardır . Bunlar; Postkapiller venüller: Kapillerler;10-25 mikron çapındaki en küçük venüllere açılırlar . Bunların yapısı kapillerlere benzer , fakat daha çok perisit içerirler . Bu venüllerde kapillerlerdeki gibi madde alış verişi olur .
Toplayıcı venüller: Postkapiller venüller; 20-50 mikron çapında daha büyük toplayıcı venüllere açılırlar . Bu damarlarda perisitler devamlı 1 tabaka oluşturur . Bunların dışında kollajen fibriller vardır .
Müsküler venüller: Toplayıcı venüllerin çapları arttıkça , perisitler düz kas hücreleri ile yer değiştirir .Bir 2 sıralı düz kas hücre katman sı oluşur vede en dış tarafda kollajen fibrillerin yoğun olduğu 1 adventisya görülmeye başlar . Bunların çapları 50-100 mikron arasında değişir .
Küçük venler: Müsküler venüllerin devamıdır . Benzer duvar yapısına sahip olmasına rağmen çapları 1 mm ye kadar ulaşır . Kas hücreleri daha bariz dir vede dışında adventisya katman sı görülür .
Orta tip venler: bu damarlarda bulunan katlar;
Tunika intima: İç tarafta endotel hücre dizisi , altında ince 1 bağ dokusu vede dışta da belirgin olmayan 1 membrana elastika interna bulunur .
Tunika media: Arter tunika mediasına göre daha incedir . Aralarında elastik vede retiküler lifler bulunan 2 yada üç katman düz
kas hücresi içerir .
Tunika adventisya: Bu venlerde damar duvarının en kalın katman sıdır . Uzunlamasına düzenlenmiş kalın kollajen demetlerden oluşur .
Büyük venler: Bu damarlardaki katlar ise;
Tunika intima: Endotel hücre dizisi vede altında orta tip venlere göre daha çok elastik vede kollajen lifler içerir . Membrana
elastika interna dış tarafta bulunur .
Tunika media: Çok miktarda bağ dokusu vede 1 kaç sıra düz kas hücresi yer alır .
Tunika adventisya: Geniş 1 katman dır . Kalın 1 kollajen fibril demeti , uzunlamasına düzenlenmiş düz kas hücrelerinden vede elastik fibrillerden oluşur . Çok sayıda vaza vazorum içerir .
ARTERLERDEKİ ÖZELLEŞMİŞ DUYU ORGANLARI
Vücuttaki ana arterler üç tip özelleşmiş duyu organına sahiptir . Bunlar karotid sinusler ,karotid cisimcikler (glomus caroticum) vede aortik cisimciklerdir . Ayrıca küçük baroreseptörler aorta vede bazı büyük damarlarda da yerleşmişlerdir . Bu yapılardaki sinir sonlanmaları; kalp atışı , solunum ve kan basıncı kontrolü için impulsları beyne götürürler .Kan basıncı vede içeriğini gösteren 1 monitör gibi çalışırlar .
Karotid sinüs'de; kan basıncı değişikliklerini algılayan baroreseptörler bulunur . Bu yapılar; arteria carotis communis’in bifurkasyon yerine yakın , arteria carotis interna’nın duvarına yerleşmiştir . Burası nervus glossopharingeus’tan gelen aþırı sayıda sinir sonlanmasına sahiptir . Karotid sinüs’lerin yerleştiği arter duvarında , tunika adventisya daha kalın , tunika media ise daha incedir . Bu Hal kan basıncı arttığında tunika media’nın gerilmesine yol açar . Bu gerilme çok sayıdaki sinir uçları tarafından algılanır . Karotid sinüs’lerden başlayan afferent impulslar beynin vazomotor merkezi tarafından alınır vede bu uyarılar vazokontriksiyonu tetikleyerek kan basıncını uygun konuma getirir . Kan basıncı yükseldiğinde kalbi yavaşlatır vede arteriyollerde vazodilatasyon yapar . Ayrıca küçük baroreseptörler aorta vede bazı büyük damarlarda da yerleşmişlerdir .Karotid cisimcikler (glomus caroticum); arteria carotis communis’in bifurkasyon yerinde yerleşmişlerdir . Kandaki O2 , CO2 vede H+ gibi maddelerin konsantrasyonunu algılamadan yetkili sinir sonlanmaları içeren kemoresöptörlerdir . Aortik cisimcik’ler; arcus aorta’da yerleşmiş yapı vede fonksiyon bakımından karotid cisimciklere benzerler .

LENF DAMARLARI
Merkezi sinir sistemi , kıkırdak , kemik vede kemik iliği , timus , diş , tırnak , kıl , epidermis plasenta haricinde çoğu doku vede organlarda lenf kapiller ağı kan kapillerlerine paralel ollaraak görülür . Kan dolaşımı; kalp , arter vede venlerden meydana gelen kapalı 1 dolaşım sistemini oluşturur . Lenf dolaşımı ise; dokuda kapalı kapiller uçlar ollaraak başlar daha sonra lenfatik damarlar vede kanallarla (ductus thoracicus vede ductus lymphaticus dexter) Daimi ederek , vena jugularis interna ile vena subclavia'nın birleştiği köşeye (angulus venozus'a) açılır .Lenf damarları boyunca lenf düğümleri bulunur . Lenf sıvısı , lenf düğümüne çok sayıda afferent lenfatik damarlar ile girer vede umumiyetle tek vede büyük efferent lenfatik damar ollaraak çıkar . Lenf düğümlerinde lenf sıvısı , makrofajlar tarafından yabancı partiküllerden temizlenir . Lenf; kanın sıvı kısmının kapiller duvarından çevre interstisyel aralığa sızmasıyla oluşur , diðerbir deyiþle kan plazmasının 1 ultrafiltratıdır . Lenf; su , elektrolitler vede % 2-5 arasında değişen protein içerir . Lenf damar sisteminin esas fonksiyonları;
1 . Dolaşımdan kaçan sıvı vede plazma proteinlerini kana döndürmek ,
2 . Resirkülasyon havuzundaki lenfositleri sistemik dolaşıma döndürmek ,
3 . Lenf düğümlerinde oluşan immun globulinlerin kana girmesini sağlamak .
Lenfatik kapillerler: Lenfatik kapillerlerin; devamlı 1 bazal membranları vede duvarlarında perisit yoktur . Çapları kan kapillerlerine göre daha büyüktür . Çapları üniform değildir , diðerbir deyiþle daralıp genişlemeler gösterir . Dokuda kör uçlar ollaraak başlarlar . Endotel hücrelerinin dış yüzüne 5-10 nm çapında bağlayıcı fibriller adı verilen fibril demetleri tutunur . Bu fibriller çevre bağ dokusundaki fibrillere tutunurlar . Bunların lenf kapillerlerinin lümeninin açık tutulmasını sağladığı düşünülmektedir .
Lenf damarları: Duvar yapısı venlere benzemekle beraber , komşuluk yaptığı aynı çaptaki venden daha incedir . Küçük lenf damarlarında endotel çevresinde retiküler , kollajen fibriller vede az sayıda düz kas hücreleri bulunur . Çapı 200 mikron'dan büyük olanların duvar yapısı birbirinden bariz olarak ayırt edilmeyen intima , media vede adventisya katman larından meydana gelir . Tunika intima: Endotel vede altında uzunlamasına seyreden ince 1 elastik fibril demetinden oluşmuştur .
Tunika media: Çoğunlukla sirküler seyreden 1 kaç katman lı düz kas dizisinden oluşur . Tunika adventisya: En kalın katman dır .
Uzunlamasına düzenlenmiş elastik vede kollajen fibrillerden oluşur . Lenf damarlarında karşılıklı intimal kıvrımlar kapakları oluşturur . Venlerdeki kapaklara göre daha sık bulunurlar . Lenf kapakları , lenf akımının tek yönlü olmasını sağlar .Eğer lenfatik damarlar önemli C°de genişlerse , valvüller kafigelmeyecek leşir vede geriye doğru lenf akımı olur . Lenfatik dolaşıma venlerde olduğu gibi dış kuvvetler yardımcı olurlar .İskelet kasının kasılması vede çevre yapıların hareketi lenf duvarına basınç yaparak lenf hareketini sağlar . Bundan dolayı , 1 ekstremite uzun süre hareketsiz kalırsa lenf sıvısı hareketi yavaşlar .
DOLAŞIM SİSTEMİ EMBRİYOLOJİSİ
Dolaşım sistemi anjioblastik hücrelerden farklanır . Bu doku mezodermden(ekstraembriyonik mesoderm) gelişen mezenşimal hücre topluluğundan meydana gelir . Kan damarlarının gelişimine anjiogenezis denir . Dolaşım sistemi embriyoda fonksiyona başlayan ilk sistemdir . Embriyo , 3 ncü haftanın ortasına kadar çevre dokulardan diffüzyonla beslenir fakat embriyo geliştikçe bu yeterli olmaz . Embriyonun hızlı gelişimi , Gıda elde etme vede artık ürünlerin atılımı için dolaşım sisteminin erken gelişmesini gerektirir . Üçüncü haftanın başında , anjiogenezis yada kan damarı formasyonu başlar . Ayrıca üçüncü haftadan itibaren primitif plasental sirkülasyon da gelişir .
Anjiogenesis vede hematogenesis: Üçüncü haftada embriyo vede ekstraembriyonik membranlardaki kan damarı vede kan oluşumu Şekil 5 vede 6 da gösterilmiştir . Anjioblast olarak malum mesenşimal hücreler , kan adacıkları denilen izole anjiojenik hücre kümelerini oluşturururlar . Hücreler arasısındaki yarıkların birleşmesiyle kan adacıkları içerisinde küçük kaviteler oluşur . Anjioblastlar endotelial hücreleri oluşturmak için düzleşir . Bunlar kavitelerin etrafını çevreleyerek primitif endoteliumu oluştururlar . Bu endotelial kavite çizgisi kısa süre içerisinde endotelial kanalların ağlarını oluşturmak üzere birleşir .Endotelial gelişme vede birleşme ile komşu bölgelerdeki damarlar arasında iletişim kurulur .
Primitif kan hücreleri vede plazma: Kan damarlarında olduğu gibi kan hücreleride üçüncü haftanın netiticesinde yolk sac vede allantois duvarındaki endotelial hücrelerden gelişir .
Kan oluşumu embriyonun beşinci haftasına kadar görülmez . Kan hücreleri ilk ollaraak karaciğer , dalak , kemik iliği vede lenf nodlarında olmak üzere embriyo mesenşiminin farklı bölümlerinde gelişir . Pirimitif kan damarı endoteli çevresindeki mesenşimal hücreler ,damarların müsküler vede bağ dokusu elemanlarına dönüşürler .

Primitif kardiyovasküler sistem: Kalp vede büyük damarlar kardiyojenik bölgedeki mezenşimal hücrelerden gelişir . Endotel ile döşeli , uzunlamasına 1 çift kanal , endotelial kalp tüpleri ollaraak isimlendirilir . Bu yapılar üçüncü haftanın netiticesinde n önce gelişir vede pirimitif kalp tüpünü oluşturmak üzere birleşir . Üçüncü haftanın netiticesinde endotelial kalp tüpleri tek 1 tübüler kalbi oluşturmak üzere şekillenir . Primitif kalp tüpü ile embriyo kan damarları , kordon , chorion vede yolk sac'ın birleşmesiyle primitif kardiyovasküler sistem oluşur . Üçüncü haftanın sonunda , 21 . 22 . günde kan dolaşmaya vede kalp atmaya başlar (son adet başlangıcından yaklaşık beş hafta sonra) . Kardiyovasküler sistem böylece ilk çalışmaya başlayan organ sistemidir . Embriyonik kalp atışları ultrasonografi ile beşinci haftadan itibaren saptanabilir .

FETAL VE YENİDOĞAN DOLAŞIMI

Fetal kardiovasküler sistem doğum öncesi ihtiyaçları karşılayacak 1 yapıdadır .Doğumla 1 arada dolaşım sisteminde bazı değişiklikler meydana gelir . Yenidoğanlarda iyi 1 solunum doğumda olaðan dolaşım değişiklikleri için lüzumlu dir .
Fetal dolaşım: Oksijenlenmiş kan , plasentadan umbilikal venlerle fetus'a gelir . Vena cava inferior , umbilikal venlerle plasentadan gelen kanın hepsini kısa sürede alır .Plasentadan gelen kanın yarısı hepatik sinuzoidlerin içinden geçer , geri kalan bölümü ise karaciğere uğramadan ductus venozus içinden geçerek vena cava inferior'a gelir . Ductus venozus'a giren kan miktarı , umbilikal vene yakın 1 sfinkterle düzenlenir . Sfinkter gevşediğinde , duktus venozusa daha çok kan geçer . Sfinkter kasıldığında , daha çok kan portal sinuslar içinden portal vene vede oradan da hepatik sinuzoidlere geçer . Vena kava inferiordan kan , kalbin sağ atriumuna gelir . Vena cava inferiordan gelen kanın çoğu foramen ovale'den geçerek sol atriuma gelir . Burada pulmoner venlerle akciğerlerden dönen küçük bir miktar deoksijene kan ile karışır . Sol atriumdan , kan sol ventriküle geçer vede çıkan aorta ile kalbi terkeder . Kalp , baş-boyun vede üst ekstremiteler iyi oksijenlenmiş kan alır .Sağ atriumda küçük 1 miktar vena kava inferior'dan gelen oksijenlenmiş kan vena kava superior'dan ve sinus koronarius'tan gelen deoksijene kan ile karışıp , sağ ventriküle girer . Bu kan orta düzeyde oksijenlidir vede trunkus pulmonalis ile sağ ventrikülü terkeder .Trunkus pulmonalis'deki kanın 1 kısmı akciğerlere , büyük 1 bölümü ise duktus arteriozus içinden aortaya geçer . Fetal hayatta yüksek pulmoner direnç yüzünden pulmoner kan akımı düşüktür . Kalpten çıkan kanın sadece % 5’i akciğerlere gider vede bu kan da
akciğerlerin fonksiyonu için yeterli değildir . İnen aortadaki kanın % 40-50’si umbilikal arterlere geçer vede tekrar oksijenlenmek için plasentaya döner .
Fetal dolaşımla ilgili doğum sonrası kalıntılar: Doğumdan sonra kardiovasküler sistemdeki değişiklikler sebebi yle bazı damar vede yapılara artık lüzum yoktur . Umbilikal venin intra-abdominal kısmı ligamentum teres hepatisi oluşturur . Umbilikal venin lümeni
genellikle tamamen kapanmaz bu yüzden ligamentum teres kontrast madde yada kemoterapötik ilaç injeksiyonu için lüzumlu ise yetişkinlerde kanalize edilebilir . Ductus venozus ligamentum venozus'u oluşturur . Umbilikal arterlerin intraabdominal bölümünün ,proksimali arteria vesicalis superior'u , geri kalan kısmı ise ligamentum umbilicalis medialis'i oluşturur . Foramen ovale doğumda fonksiyonel ollaraak kapanır . Anatomik kapanma ise birkaç hafta içinde doku proliferasyonu vede septum primumun septum sekundum kenarına yapışması ile oluşur . Ductus arteriosus ligamentum arteriozum'u oluşturur . Duktus arteriozus'un anatomik ollaraak kapanması 12 nci haftaya kadar sürebilir .

Damar tıkanıklığı Tedavi(iyileştirme) sinde kullanılan % 100 Bitkisel(doðal) ürünleri görmek için tıklayabilirsiniz . . . .

 
YÜZDEN FAZLA HASTALIK İÇİN HAZIRLANAN BİTKİSEL KÜRLERİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN . . . . .
 
Etiketler: ayakta damar tıkanıklığı ,damar cerrahisi doktorları ,boyunda damar tıkanıklığı ,periferik damar hastalığı ,damar ağrıları ,kılcal damar tıkanıklığı ,damar hastalıkları emare leri ,ayak damar tıkanıklığı ,damar sağlığı ,damar açan bitkiler ,damar açıcı bitkiler ,damar tıkanması ,kalp damar cerrahı ,kalp damar cerrahları ,damar tıkanıklığı ameliyatı ,kalp damar Tedavi(iyileştirme) si ,damar açıcılar ,damar cerrahları ,damar cerrahı ,kalp damar hastalığı ,damar hastalığı ,damar tıkanıklığı emare si ,damar tıkanıklığının emare leri ,damar tıkanıklığı emare leri ,damar tıkanıklığının Tedavi(iyileştirme) si ,damar tıkanıklığı Tedavi(iyileştirme) si ,kalp damar cerrahisi ,damar cerrahisi ,damar cerrahisi nedir ,kalp damar hastanesi ,kalp damar hastanesi hakkında ,damar hastalıkları ,damar hastalıkları nelerdir ,damar hastalıkları Tedavi(iyileştirme) si ,kılcal damar ,kılcal damar nedir ,kalp vede damar ,kalp vede damar hastalıkları ,damar tıkanıklıkları ,damar tıkanıklı

Damar Hastalıkları

Bu Kategorideki Diğer Yazılar





Sağlık ve Tıp Sağlık ve Tıp